Nesimi Çimenin Hayatı
Adana, Saimbeyli ilçesinde 1931 yılında doğdu, Daha sonra tüm ailesiyle Kayseri, Sarız ilçesine yerleşti. Kadirli ve Elbistan ilçelerinde uzun süre kaldıktan İstanbul'a taşındı. Küçük yaşlarında türkü derlemeleri yaptı. İstanbul'a naklinden sonra topladıkları bu folklor değerlerini radyo arşivlerine kazandırdı. Hatayi, pir Sultan Abdal ve diğer usta ozanların nefeslerini söyleyerek kendisini tanıttı. Nefeslerini, türkülerini bağlama ile değil, göğsünde taşıdığı ''Cura'' eşliğinde söylerdi. Cura çalmada ün kazanmıştı. Kendi yazdığı deyişlerini de okuyup söyleyen Nesimi Çimen, Yurt içinde ve dışında pek çok programlar yapan bir ozandı. Yaşamı 2.7.1993 günü Sivas'da, Madımak Oteli'nde yaşanan yangın olayında noktalandı.
ABDALLIK GELENEĞİ ve NEŞET ERTAŞ
Müzik, ilkel sayılan kavimlerden günümüzün modern toplumlarına gelene kadar, her çağ ve coğrafyada, insan hayatının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Müzikle ilgili arayışlar, birçok toplumda farklı müzik gruplarının ortaya
çıkmasına zemin hazırlamıştır. (Duygulu 1997: 108-121). Profesyonel olarak müzikle uğraşan bu gruplar, Kırşehir’de “abdal” olarak bilinir ve ünleri çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Müzisyen “abdal toplulukları”,
müziği bir meslek olmaktan çok, hayatın ayrılmaz bir parçası hatta kendisi olarak benimsemişlerdir.
Muammer Badem ( Aşık Özlemi ) Hayatı
1957 Gümüşhacıköy ilçemiz İmirler köyünde doğdu. Dedesi İmirler köyünde lakabı ile ( Çolak Hüseyin) olarak bilinir, Çolak Hüseyin İstiklal Savaşı Gazisi olarak köyüne dönmüştür ama sağ kolundan yaralandığı için sağ kolu özürlü olarak hayatını geçirmiştir. Çolak Hüseyin İmirler köyünde çiftçilik ve hayvancılık ile
uğraşır geçimini bu yolla sağlayan bir köy insanıdır. Çolak Hüseyin'in iki oğlundan büyük oğlu lakabı ile ( Çolağın Hasan ) olarak bilinen, Hasan Badem'in dört evladından ikinci olan Aşık Özlemi küçük yaşta köylerine gelen aşıkların saz çalıp söylemelerinden etkilenir,
ALEVİLİKDE YEDİ ULULAR
Yedi Ulular, Alevi-Bektaşi toplumu içerisinde ''Yedi Ulu Ozan'' olarak ün yapıp, verdikleri eserlerle Alevilik yolu ve erkanına ışık tutmuşlar ve bizlerin gönlünde gereken kutsal mekana oturmuşlardır. Ama şu yanlış anlaşılmamalıdır; Alevilik-Bektaşilik yolunun yazılı edebiyatına baktığınız zaman Yedi Uluların dışında da nice değerlerimiz vardır. Biliyoruz ki, bu Uluların dışında var olan ozanlarımızın eserlerinin de Hz. Ali ve Ehl-i Beyt'ine sevgi ile dolu olması, Alevi-Bektaşi yolunu ve tasavvuf felsefesini büyük bir coşkuyla işlemeleri ve bunu ustaca kullanmaları aynı hak ettikleri değeri onlara vermemize asla engel değildir. Ama Alevilerce kutsal olan yedi sayısının bu Ulularla vücut bulması bu sayıyla anılmasını da gerekli kılmıştır düşüncesindeyim. Yedi Uluların içinde veya dışında sayılması hiç bir ozanımızın ve aşığımızın bizim gözümüzdeki değerini de değiştirmez.
Pir Sultan Abdalın Hayatı
Pir Sultan Abdal, Alevi-Bektaşi geleneğinde yedi büyük ozandan biri kabul edilir. Pir Sultan Abdal’ın yaşamı etrafında da, diğer birçok halkın sevgilisi olmuş değerler gibi değişik söylenceler oluşmuş, yaşamı gerçek ırasından uzaklaşarak, halkın düşlediği ya da yakıştırdığı şekilde yaygınlaşmıştır.
Bazı çalışmalar sonunda, Pir Sultan ya da Pir Sultan Abdal mahlaslarını kullanan altı halk ozanının varlığı ortaya çıkmıştır. Halkın, sevdiği ozanlar etrafında söylenceler yaratması ve kimi kereler de sevdiği şiirleri bu sanatçılara bağlaması tarihsel bir gerçektir.
Kaygusuz Abdalın Hayatı
Kaygusuz Abdal
Aşkile geldim cihana, meskenim dağlar menem Terk edip cümle sıvayı, mahremi tevhid menem Güş edince menaref esrarını, mest olan ehkar menem Şöyle ikrar verdim ol dem Gaygusuz Abdal menem Asıl adı Gaybi'dir. Kaygusuz Abdal'ın hayatı hakkında ki bilgilerin çoğu Bektaşi menkıbelerine dayanır. Bu menkıbelerin en tanınmışı onun Abdal Musa'ya bağlanışını anlatan hikayedir: |
Dünden Bugüne “KIVIRCIK ALİ”
Asıl Adı Ali ÖZÜTEMİZ olan, Kıvırcık Ali 11.10.1968 yılında Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli Köyü’nde, dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Doğduğu gün babasının ölümünün 40 ekmeği verilmekteydi. Hal böyle iken dedesi “İşte oğlum geri döndü” der ve babasının ismi olan ALİ adını verir. Babası kendi yöresinde Aşık ALİ olarak bilinen ve çok sevilen mahalli bir halk ozanıdır. Sanatçı büyüyüp okul çağlarına geldiği zaman türküler söylemeye başlar. Bağlamaya ve halk müziğine olan ilgisi, köye gelen ozanları ve dedeleri kapı aralarından dinleyerek başlamıştır.
MAHMUT ERDALIN HAYATI
Mahmut Erdal Sivas’ın Divriği İlçesine bağlı Çamşıhı adı verilen bir beldenin dokuz parça köyünden biri olan Şahin Köyü’nde (1) 1938 yılında doğar. Babası “Kambur Hoca” lakaplı Mustafa Erdal, annesi “İsa Ana” lakaplı İsmihan Erdal’dır. Babası, Yemen’de şehit olan kardeşi Mahmut’un ismini şânıyla yaşasın diye oğluna vermiştir. Mahmut Erdal ilkokulu köyünde bitirir (1950). Daha küçük yaşta iken yakın akrabası olan Şirin Hanım’la evlendirilir (1954).
1955 yılında babasının samanlığa sakladığı üç çuval buğdaydan birini gizlice satar ve aldığı parayla doğruca Ankara’ya gider. İlkokul çağlarında iken çalmaya başladığı bağlaması da yanındadır.
Amacı Ankara Radyosu’nda program yapan hemşerisi Muzaffer Sarısözen’e ulaşmaktır. “Ayağında kara lastik, bacağında
PİR HAMDULLAH EFENDİ KİMDİR ? HAYATI
Amasya içindeki Hamdullah Efendi türbesi de, hem yöredeki hem de çevre illerden gelenAlevî/Bekta î çevrelerin çok sık ziyaret etti i inanç merkezlerinden biridir. Alevî/Bekta şî çevreler
arasında ismi saygı ile anılan Hamdullah Efendi, Hacı Bekta ş Velî dergâhının 23. post-niş îni olup 1824
yılında Feyzullah Çelebi’nin Hakk’a yürümesi üzerine Hacı Bekta ş Velî Dergâhı’na post-ni şîn olmu ş bir
Bekta şî şeyhidir. Önce yeniçeri ocakları, ardından Bektaş î tekkelerinin kapatılması sonucunda 1827
yılında II. Mahmut tarafından çıkarılan bir fermanla Amasya’ya sürgün edilmi tir. Asıl adı Mehmet
Hamdi olan Hamdullah Çelebi, burada mecburi ikamete tabi oldu ğu için Alevî/Bektaş î gelene ğine göre,
1836 yılındaki ölümüne kadar, ya amını burada geçirmi tir (Ulusoy, 1986: 92-93; Koçak, 2000: 73).
6 Bu
ABDAL MUSA SULTANIN HAYATI
ABDAL MUSA SULTAN
Horasan'dan Rum'a zuhur eyleyen Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi Binip cansız duvarları yürüten Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi? Anadolu'nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen Horasan'lı dır. Azerbaycan'ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, "Hoylu'' olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu, Hasan Gazi'nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesine göre "Kösre Musa" adıyla da anılır. |
DAVUT SULARİ HAYATI
Davut Sulari 17 yaşında mana aleminde bade içen güçlü bir aşık. 45 yılı aşkın bir zaman aşıklık geleneğini sazıyla sözüyle başarıyla yürütmüş, adını yurt içinde ve yurt dışında duyurmuş bir aşık. Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde 1926 yılında doğdu. Büyükannesinin çocuğu olmadığı için babası Veli çocuğunu nenesine vermiştir. Nüfus kaydı Rindi Hanım'ın üzerine yapılmıştır. Dedesi Kaltık Mehmet Ağa tasavvuf şairiydi. Dedesi genç Davut'a saz çalma şiir söyleme ve türkü yakma zevkini aşıladı.
Aşıklık geleneğinin halk şiirinin her türünde başarılı örnekler vermiştir. Davut Sulari'nin yaktığı türküler bugün dahi usta halk türküsü sanatçıları tarafından TV de ve kasetlerde okunmaktadır. Ankara ve İstanbul radyolarında 4 yıl usta bölge sanatçısı olarak çalıştı. Davut Sulari 1955 yılından itibaren Konya'ya gelir özel şiirli türkülü programlar sunardı.
Aşıklar bayramının Konya'da yapılmasında emeği geçmiştir. Usta aşık türkü atışma güzelleme dallarında büyük bir yetenek sahibiydi. Doğu Anadolu da asırlardan beri dilden dile anlatılan efsaneleri menkibeleri şiirleştirir sazıyla etkili bir makam ve deyişle dost meclislerinde sunardı. Bütün ömrünü aşıklık geleneğine sadık kalarak sürdürdü. Sulari yi sazından sazını Sulari den hiçbir zaman ayrı düşünmek mümkün değildi. 17 Ocak 1985 tarihinde Davut Sulari bir aşıklar meclisinde Erzurum'da yanık yanık türkü yakarken bu dünyadan göçtü.
Aşıklık geleneğinin halk şiirinin her türünde başarılı örnekler vermiştir. Davut Sulari'nin yaktığı türküler bugün dahi usta halk türküsü sanatçıları tarafından TV de ve kasetlerde okunmaktadır. Ankara ve İstanbul radyolarında 4 yıl usta bölge sanatçısı olarak çalıştı. Davut Sulari 1955 yılından itibaren Konya'ya gelir özel şiirli türkülü programlar sunardı.
Aşıklar bayramının Konya'da yapılmasında emeği geçmiştir. Usta aşık türkü atışma güzelleme dallarında büyük bir yetenek sahibiydi. Doğu Anadolu da asırlardan beri dilden dile anlatılan efsaneleri menkibeleri şiirleştirir sazıyla etkili bir makam ve deyişle dost meclislerinde sunardı. Bütün ömrünü aşıklık geleneğine sadık kalarak sürdürdü. Sulari yi sazından sazını Sulari den hiçbir zaman ayrı düşünmek mümkün değildi. 17 Ocak 1985 tarihinde Davut Sulari bir aşıklar meclisinde Erzurum'da yanık yanık türkü yakarken bu dünyadan göçtü.
AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLUNUN HAYATI
| HAYATI (1894 - 1973) |
![]()
Veysel Şatıroğlu,1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüştür. Veysellere yörede “Şatıroğulları” derler. Babası “Karaca” lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresini kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki kız kardeşi çiçek yüzünden yaşamlarını yitirmiştir. Yedi yaşına girdiği 1901’de Sivas’ta çiçek salgını yeniden yaygınlaşır; o da yakalanır bu hastalığa. O günleri şöyle anlatıyor: “Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım |
ALİ EKBER ÇİÇEK HAYATI
1935 Erzincan Ulular Köyü doğumlu Ali Ekber Çiçek, babasını 1939 Erzincan depreminde yitiriyor ve çok küçük yaşlarda rençberlik yapmaya başlıyor. Bu arada bağlamayı öğreniyor ve cem toplantılarında kulağı Alevi deyişleri ve ezgileriyle doluyor. İlkokul öğreniminden sonra maddi olanaksızlıklar sonucu öğrenimini sürdüremiyor, ancak ağır yaşam şartlarına karşın müzikten hiç kopmuyor. Müzik
KIVIRCIK ALİ KİMDİR?
Kıvırcık Ali 11.10.1968 yılında Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli Köyü’nde, dokuz kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi.
Sanatçı büyüyüp okul çağlarına geldiği zaman türküler söylemeye başlar. Bağlamaya ve halk müziğine olan ilgisi, köye gelen ozanları ve dedeleri kapı aralarından dinleyerek
Sanatçı büyüyüp okul çağlarına geldiği zaman türküler söylemeye başlar. Bağlamaya ve halk müziğine olan ilgisi, köye gelen ozanları ve dedeleri kapı aralarından dinleyerek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







